ORTAK KAYGIMIZ VATAN!..

15 Temmuz 2016 gecesi tabiri caizse memleketimiz tam olarak uçurumun kenarından dönmüştür. İleride telafisi mümkün olmayacak, Türk Milletine 15 Temmuz akşamında yaşadığı acılardan daha büyük acılar yaşatabilecek bir yanlıştan yine Türk Milletinin cesaret ve kararlı tutumuyla dönülmek zorunda kalınmıştır. Türk Milleti; bir grup FETÖ mensubunun planladığı ve uygulamaya koyduğu Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki kalkışma ve demokrasiyi rafa kaldırma hayallerine hep birlikte DUR! demeyi başarmıştır. Ne yazık ki bu darbe girişimi sırasında Özel harekat polislerimiz, darbe karşıtı Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımız ve masum vatandaşlarımızdan 246 şehidimiz var. 62 polis, 5 asker ve 179 sivil vatandaşımız bu kalkışma sırasında şehit payesini almış, 2185 vatandaşımız yaralanmış ve tarihe “Demokrasi Kahramanları” olarak yine bu necip millet tarafından not düşülmüştür. Geçtiğimiz yıl içerisinde de bu önemli gün TBMM’miz tarafından "15 Temmuz Demokrasi ve Direnme Hakkı Günü" olarak tarihe not düşülmüştür.

15 Temmuz 2016’dan buyana Türk Milleti son yıllarda bir türlü beceremediği birlik ve beraberliği meydanlarda sağlamıştır. Darbe girişimine bütün siyasi parti genel başkanlarının tepki koyması, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların taraflarını demokrasiden yana açıklamaları Türk Milleti için ciddi bir kazanımdır. Temennimiz o dur ki aynı birlikteliği anarşi ve terörün her türlüsüne karşı koyabilme refleksimizin böyle bir felaket sonucu da olsa gelişmesi ve kalıcı hale gelmesidir. Bazılarının başka bir vatanları, başkaca yaşayacakları ülke olabilir ancak bu milletin şahsımın da içinde olduğu büyük bir kısmının başka bir vatanı yok, başkaca bir vatana ihtiyaçları da yok...  

Millet olarak zor günler geçiriyoruz... Adeta fırsatı ganimet bilen bir kısım neidüğü belirsizler tarafından zaman zaman halkımız, güvenlik kuvvetlerimizi karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor. Asılsız, provokasyona yönelik fısıltı gazeteleri ya da sosyal medya aracılığı ile haberler üretiliyor. Bu tür haberlere itibar edilmemeli. Ortak kaygısı “Vatan” olan, Ayyıldızlı Al Bayrak için canını ortaya koyan güvenlik kuvvetlerimizin kavgasından medet uman, adeta ellerini ovuşturarak bunu fırsata çevirmek isteyen cümle bölücülere, terörist artıklarına fırsat verilmemeli... Türk Milletinin birlik ve dirliğine yönelik tehlikeler konusunda hassas davranılmalı. Ancak bu yapılırken elbette suç ve ceza kavramları da akıldan çıkarılmamalı. Suç işleyen kim varsa, hele ki Gazi Meclisi, Polis Özel Harekat Eğitim Alanını, Milli İstihbarat Teşkilatını bombalayacak, silahsız vatandaşa namlu doğrultup kurşun sıkacak kadar gözü dönmüşler hukuk çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılmalı. Ancak bu yapılırken kurumların saygınlığına gölge düşürmemek gibi bir sorumluluğumuzun olduğunu da aklımızdan çıkarmamalıyız. Hele ki yaşadığımız coğrafyada canını ortaya koyarak gece gündüz demeden ihanet şebekelerine karşı mücadele eden vatanına, milletine bağlı askerlerimizin-polislerimizin itibarına gölge düşürecek davranışlardan uzak durmalıyız. Nusaybin’de, Cizre’de, Sur’da, Hakkari’de, Şırnak’ta bunlar değil miydi el ele verip destan yazan yiğitler?

Böyle durumlarda siyasi kimliklerimizle değil Gazi Paşa’nın dediği gibi “Ortak kaygısı VATAN olanların” duygu ve düşünceleriyle hareket etmeliyiz. Son olarak sizlere şunu da hatırlatmak isterim ki; Suçluların bile yeğane sığınağının Demokrasi olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın... “En kötü hukuk nizamı, en iyi ihtilâlden daha iyidir” (Alparslan TÜRKEŞ) aslında mesele bu kadar basit…

YORUMLAR

Son Haberler