MEN SABERA, ZAFERA

     Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

    Sabri Tavsiye Edenler… Kur’an kelimelerinin zahiri anlamları dahi, batıni sırlara ait çok şey fısıldıyor. Dilimize de aynen sabır diye geçtiği için, sabır kelimesinin ne anlama geldiğini genellikle düşünmeyiz. Arapça Sözlükte sabır için şöyle diyor: Tıkama, hapsetme, kilitleme, çıkmasına izin vermeme! Kapayarak bekleme! Bekleyişte devamlılık gösterme!
Şimdi bu çerçevede düşünelim. Kişi ne zaman sabreder?.. Nefsinin hoş görmediği, razı olmadığı bir olay başına geldiği zaman! Demek ki sabır; çirkin görme- kabullenmeme durumunda söz konusu. ES- SABUR; kişi Hakkı seyirden perdelendiği anda devreye giriyor.
Nasıl sabredeceğiz?.. Kelime anlamı burada işe yarayacak. Benlik ve nefsin fısıltılarına kulak tıkayarak, şeytanın vehmine kapıları kapatarak, duygusal istek ve beklentileri hapsederek, hevesleri bir süre içimize kilitleyerek! Ve mutlaka bunu belli bir zamana yayarak!
   Yukarıda Hakkı Seyri ve hoş görmeyi, bir görmeyi anlattıktan sonra Sabra dönmek sanki bir boyut düşüşü gibi görünüyor değil mi? Aslında öyle değil. Sabır; her an muhtaç olduğumuz bir supap, bir sigorta! İnsan her ne kadar Hakkı seyre adansa da karşılaşılan olay ve mahaller zaman zaman sabrı gerektirebilmekte. İşte o anların can simidi; sabır!
Başka nedir?... Farsça bir tanımlamada sabır için şöyle deniyor:
   HİLESİ OLMAYANIN HİLESİDİR SABIR!   Hile; Çare anlamına! Çaresi olmayanın çaresi sabır. Burada apayrı bir işlev hatıra geliyor. Sabrı bir çare olarak kuşanan; çözüme de adım atmış oluyor. Kerih- çirkin gördüğünüz, bela diye nitelediğiniz durum karşısında sabretmek tek çarenizse; çözüme ulaşmak üzere adım attınız demektir. Daha açıkçası Sabır; belayı nimete dönüştürecek mekanizmaya start vermektir. Sabredenler; durumun er yada geç nimete dönüşeceğini, aleyhlerine gibi gözükenin mutlaka lehlerine döneceğini göreceklerdir. Bu tezimize delil mi?... İşte hadis:
   MEN SABERA, ZAFERA!... Kim sabrederse; zafer elde eder!...(Hz.Muhammed a.s)
Sabrın ileri boyutu Kur’anda SABR- I CEMİL kavramı ile ifadesini bulur. Yakup (a.s) ın sabrı böyledir. Aslında bir Nebi olan Yakup için Allah’ tan geleni bela görme değildir söz konusu olan. Buradaki sabır; sabrın bir ileri boyutu olan SEYİR hali. Yorumsuz seyir; yıkılmadan, perişan olmadan, ümit kesmeden bekleyiş. İşte o bekleyiştir zafere ulaştıran!.. İşte o bekleyiştir bela görünenin nimet olduğunu fark ettiren!...İşte o bekleyiştir SABUR esmaından sonra RIZAyı açığa çıkaran! Sabredenler; ayetteki ifadesi ile ALLAH’TAN SABIR VE SALAT İLE YARDIM İSTEYENLER; sabrın içindeki dönüştürme kuvvesini fark edenlerdir.. Evet, belayı nimete dönüştürecek oluşturma kuvvesi ES SABUR da saklı!.. ES SABUR u ümitle kuşananlar; günün birinde EL FETTAH ile selamete çıkıp, EŞ ŞEKUR ile sevineceklerinden hiç şüphe etmesinler!..  Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.

YORUMLAR

Son Haberler