ENVER PAŞA…

Kesin olmamakla birlikte 23 Kasım 1881 doğum tarihi olarak kabul edilir. Yetenekli bir kurmayken çok genç yaşta Osmanlı ordularının başkumandanı olmuştur. Bazı tarihçilere göre genç yaşta bu makama geldiğinden dolayısı ile yeterli tecrübe sahibi olmadığından hem kendisini hem de ülkeyi istemeden felakete sürüklemiştir.

Trablusgarp’ta bir yıl süren mücadelede Mustafa Kemal Bey, Cami Bey, Fethi Bey gibi genç subaylarla birlikte İtalyanlara karşı Sunusi şeyhleriyle anlaşarak kısa sürede bölgeye hakim olmayı başarmıştır. İtalyanlar bütün çabalarına rağmen kıyıdan içeri giremediler. Bir yıl sonra diğer subaylarla birlikte Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine İstanbul’a çağırılmalarına rağmen Trablusgarp savunması durmamış yerlerine bıraktıkları zabitlerle İtalyanlara karşı savunma daha uzun müddet devam etmiştir. Enver Paşa burada yarbaylığa yükselmiştir.

Balkan bozgunundan sonra Enver Bey, Bâb-ı Ali baskınını gerçekleştirdi. Balkan ülkeleri arasında anlaşmazlık sonucu başlayan İkinci Balkan Savaşı’ndan istifade ederek 22 Temmuz 1913’te Bulgarların eline geçen Edirne’yi yeniden fethetti. O yıl albaylığa, bir aydan kısa bir süre içinde de generalliğe terfi etti. Tuğgeneral olur olmaz İttihatçı kabinede Harbiye Nazırı oldu. Aynı yıl Sultan Abdülmecit’in torunu Naciye Sultan ile evlenerek Saray’ın damadı oldu.

Enver Paşa yetenekli bir kurmaydı. O da bütün kurmaylar gibi Fransızcayı iyi bilirdi. 1909’da tayin edildiği Berlin Askeri Ataşeliği sırasında Almancayı da iyi öğrenmiştir. Burada yaşadığı süre içerisinde Alman askeri kuvvetlerine olan sempatisi adeta hayranlığa dönüşmüştür. Almanya ile aynı cephede I. Dünya savaşına girmekte acele edilmesinin belki de en büyük sebebidir bu güven. Savaşa ordularımız hiç hazırlıklı değildi. Tarihimizde ilk defa 1 milyonunun üzerinde asker toplamıştık. Savaşa hazırlıksız girmemize rağmen iyi eğitim görmüş, Arabistan çöllerinden-Balkan dağlarına kadar her yerde coğrafyayı çatışarak öğrenmiş, yaşlarından beklenmeyecek bir olgunluğa ulaşmış genç subaylar beklenmedik başarılara imza atmayı başarmıştık.

Başkumandan vekili cesur planların sahibiydi. Oysa orduda savaşa geç girilmesini hatta mümkünse girilmemesini isteyen daha temkinli komutanlar da mevcuttu. Esat Bey, Mustafa Kemal Bey, İsmet Bey, Kazım Karabekir ve Fevzi Paşalar gibi... Gelecekte İstiklal Savaşı’nın komutanlarını oluşturan bu kadrolar Harbiye Nazırı ile farklı düşünmelerine rağmen aldıkları görevleri eksiksiz yerine getirmişlerdir. Enver Paşa da bu komutanların ne kadar gerekli olduğunun farkındaydı.

Sarıkamış, Süveyş Kanalı cephesi gibi faciaların yanında Kut’ül Ammare’deki zafer moralleri birazcık yükseltse de Almanların entrikaları yüzünden Sevr faciası ile karşı karşıya kalınmıştır. İttihat ve Terakki gibi düşünmeyen komutanların Türk Milleti ile adeta bütünleşerek İstiklal Savaşını kazanması İttihat ve Terakki’nin de sonu demekti. Tıpkı diğerleri gibi Enver Paşa’da ülkeyi terk edenler arasında yerini almıştı.

Enver Paşa, halifenin damadı ve orduların başkomutanı olarak Türkistan’a adım attı. Kısa sürede Orta Asya Türklerinin desteğini kazandı. Hatta Türk olmayan Tacikler bile kendisine destek verdi. Bir süre sonra kendisini toplayan Rusya duruma el koydu. Enver Paşa 4 Ağustos 1922’de, bugünkü Tacikistan’ın Çeğen köyünde Kızıl Ordu’nun kuşatmasını yarmak isterken şehit düşmüştür.

YORUMLAR

Son Haberler