BİLUMUM BÖLÜCÜLERE

24 Temmuz l923’de İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanan Lozan anlaşması yıllarca birileri tarafından bazen bilinçli bazen de bilinçsizce tartışma konusu oldu. Lozan deliniyor, delinecek, delindi söylemleri yıllardır konuşulur. Bu konuda neredeyse yazılıp çizilmedik şey kalmadı. İşin garibi dün bu konuda mangalda kül bırakmayanlar zaman içerisinde farklı söylemlerle karşımıza çıkmaya başladılar. Dün sözde Lozan’ı savunanlar bugün neredeyse Lozan’ı delmek için var güçleri ile çalışıyorlar. Kimleri mi kastediyorum? O kadarını da siz buluverin. Gazete ve televizyonların arşivlerine kısaca bir göz atarsanız kimlerden bahsettiğimi hemen göreceksiniz.

Ülkemiz üzerine; senaryosunu AB ve ABD’nin yazdığı, başrollerini kökü dışarıdaki bir takım sivil toplum örgütlerinin oynadığı, figüranlığını da terör örgütlerinin yaptığı oyunun galiba son perdesi başladı. Sahnedeki yüzler mi? Siz onları yıllardır değişik isimlerle, değişik rollerde izliyorsunuz. Tek değişmedikleri nokta BÖLÜCÜLÜK!

Türkiye’de “Kürt Sorunu” diye tutturan birtakım zevattan tutun da Kuzey Irak’ta, Suriye’de bölgesel kürt devletlerinden bahsedenler, ülkemizi her fırsatta adeta tehdit etmeyi alışkanlık haline getiren bir kısım devletleri geçtik Amerikan, İngiliz, AB uşaklarına kadar bu gemide kimler yok ki?  Hele bir de Müslüman geçinenler yok mu kimseden çekmedik son iki asırdır onlardan çektiğimizi… ABD ve Rusya’ya gelince elpençe divan duranlar söz konusu Türk olunca adeta arslan kesiliveriyorlar. Elbette kendi güçlerine güvendiklerinden değil sahipleri öyle istediği için malum açıklamaları yapıyorlar. Unuttukları tek gerçek bu coğrafyada diğerleri geçicidir. Enerji biter, coni de Moskof da gider. Ancak Türk kalıcıdır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri, Lozan Antlaşmasında da yer almıştır. Buna göre, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün oluşturan Türkiye'de yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşit ve aynı haklara sahip Türk Milletini oluşturmaktadır. Dolayısı ile Lozan’da Türkiye içerisinde bulunan, azınlıklar hariç, tüm halklar “Türk Vatandaşı” kabul edilmiştir.

Günümüzde ise birileri Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da şimdilik iç işlerinde bağımsız bir yapı kurmayı hayal ediyor. Bu konuda geçmişte oldukça yol da almışlardı. Ancak ABD ve Rusya’nın bir anda zorunlu komşumuz olmaları, dünyadaki farklı gelişmeler, AB içerisindeki güç kavgası, Ortadoğu’daki iç çatışmalar işin rengini bir anda değiştirdi. Kartlar yeniden karıldı. Başımıza bela ettikleri neidüğü belirsiz İŞİD, Suriye sınırımızda coni ve Moskof koruması altındaki pyd ve Kuzey Irak’ta Barzani ile bizleri kuşatma altına almak istiyorlar. Yıllardır taşeron olarak kullandıkları pkk ile Suriye’deki PYD’nin bir farkı olmamasına rağmen açıktan PYD’ye silah verenlerin “Dünyada Barış İstiyoruz” naralarında riyakarlıktan başka bir şey bulmamız mümkün değildir. Bütün bunlara çanak tutan, kalemiyle destekleyen, hatta birilerine akıl hocalığına soyunan sözde bizdenler yarın çocuklarına ne diyecekler? “AB ya da ABD bizi aldattı” mı yoksa “üç-beş milyon dolara sizin geleceğinizi sattık” mı diyeceksiniz?..

Bütün bu olumsuz tabloya rağmen ben yine de bu topraklarda yaşayan insanların sağduyusuna güveniyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin tıpkı dün olduğu gibi bu gün de devletine, vatanına, milli değerlerine sahip çıkacağına inanıyorum. Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayacağına, gazilerimizin boyunlarını bükmeyeceğine inancım tam.

Lozan mı? Korkarım ki tartışmaya açılmak istenilen bir anlaşma haline getirilmeye çalışılıyor. Kafamızdaki Lozan’ı delemezler ya! Sonuna kadar bağlı kalacağız.

YORUMLAR

Son Haberler