(8) İSLÂMİYYET VE FEN (663)

   Kıymetli Yeni Olay Gazetesi okuyucularım! Bunların yanında birçok batılı filozoflar, yazarlar, ilm ve siyâset adamları, Kur’ân-ı kerîmden, büyük bir takdîr ve büyük bir hayrânlıkla bahsetmekdedirler.Lamartine bile Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” için, (Filozof, hatîb, Peygamber, kumandan, yeni doğmalar koyan, mu’azzam bir İslâm Devleti kuran adamdır. İnsanların büyüklüğünü ölçmek için kullandıkları bütün mikyâslarla ölçülsün, acabâ ondan dahâ büyük bir insan var mıdır? Olamaz!) demekden kendini alamamışdır.Gibon, (Roma İmperatorluğunun çökmesi ve yıkılması) adlı eserinde, İslâm dîni ve Kur’ân-ı kerîm hakkında şunları söylüyor: (Kur’ân-ı kerîm, Allahın birliğini isbât eden en büyük eserdir).Amerikan astronomi uzmanı Michael H.Hart, Hazret-i Âdemden bugüne kadar gelen bütün büyük insanları birer birer inceliyerek, bunların içinden 100 dânesini ayırmakda, bu 100 kişi arasında, en büyüğü olarak Peygamberimizi “sallallahü aleyhi ve sellem” göstermekdedir. (Onun kudreti, kendisine Allah tarafından vahy edildiğine inandığı, mu’azzam eser, Kur’ândan geliyor) demekdedir.Amerikan Chicago Üniversitesi profesörlerinden, tanınmış psikoanaliz uzmanı Jules Masserman 1974 yılının 15 Temmuzunda yayınlanan “Time” mecmû’asının özel nüshasında, (Büyük liderler nerede?) başlığı altında, târîhde şimdiye kadar gelip geçmiş olan önderleri incelemekde, bunların psikoanalizini yapmakda ve bu liderlerin en büyüğünün Muhammed aleyhisselâm olduğunu bildirmekdedir.Dünyânın en büyük tabî’î ilmler âlimlerinden biri olan Max Planck, 1858 yılında Almanyada Kiel şehrinde doğdu. İlk profesörlüğünü Kielde yapdı ve ondan sonra 1889 da Berlin Üniversitesinde çalışmağa başladı. Berlindeki feâliyeti 30 sene kadar sürdü. 1947 de vefât etdi.Max Planck, özellikle Işıldama ile meşgûl oldu. En büyük buluşu, atomlardan çıkan enerji ışınlarının paketler (kvant) hâlinde yayıldığını meydâna çıkarması oldu. Planck, bu buluşuna (Kvantlar Teorisi) adını verdi ve meydâna gelen enerjiyi hesâbladı. (Kvantlar Teorisi formülü: E=h.v olup, E, meydâna gelen enerjiyi Erg olarak belirtir. v ölçülen dalganın frekansıdır, h ise, Planck sâbitesi adını alan bir rakamdır ve 6,624.10-27 ye eşitdir. Böylece herhangi bir enerji dalgasının frekansı ile bu rakam çarpılacak olursa, enerjiyi yukarıda söylediğimiz gibi, Erg cinsinden hesâblamak kâbildir.) Bu buluşu, ona 1918 de fizik nobel mükâfâtını kazandırdı.Max Planck diyor ki: Gerek din ve gerek tabî’î ilmler, üzerimizde kendisine erişmek kâbil olmıyan çok mu’azzam bir kudret bulunduğunu, bu kudretin dünyâyı kurduğunu ve ona hükmetdiğini ortaya koymakdadır. Ancak bu kudreti îzâh husûsunda kullandıkları dil, birbirinden farklıdır. Fekat her iki îzâh tarzı ayrı bile görünseler, hakîkatde, birbirinin aynıdır. Bu iki îzâh birbirine zıd değildir. Bil’akis birbirini temâmlarlar.Gerek din, gerek tabî’î ilmler, bu âlemi ancak mâhiyetini hiç bir zemân anlıyamıyacağımız, insanların hiç bir zemân erişemiyecekleri bir kudretin yaratabileceğini kabûl ederler. Bu mu’azzam kudretin bütün azametini biz bilemiyoruz ve hiçbir zemân bilemiyeceğiz. Onun kudretinin ancak en küçük bir parçasını ve dolaylı olarak öğrenebiliriz.Din, bu kudreti ve yaratıcıyı tanımak ve insanları Ona yaklaşdırmak için kendine mahsûs akla hitâbeden semboller kullanır. Tabî’î ilmler ise, bu kudretin tanınması için ölçü ve formüllerden fâidelenir. Hâlbuki, bu iki yolu birleşdirecek olursak, asl o zemân bu yaratıcının ne büyük bir kudret sâhibi olduğu meydâna çıkar ve dînin Allahı ile tabî’î ilmlerin bu kudretin ancak küçücük bir kısmında yapdığı araşdırma, ölçme ve formüller, Onun zâtını ve büyüklüğünü meydâna koyar.Din ile tabî’î ilmleri karşılaşdıracak olursak, hiç bir yerinde bunların birbirinden aykırı bir bilgi vermediğini görürüz. Gerek din, gerek tabî’î ilmler, bir mu’azzam yaratıcı olmadan bu dünyânın kurulamıyacağını kabûl ederler.Devam edecek.

YORUMLAR

Son Haberler