HOLLANDA’YA EGELİ ÇIKARMASI

HOLLANDA’YA EGELİ ÇIKARMASI

Muhabirimiz Atanail Altınoluk, Hollanda temaslarını sürdürürken Hollanda’nın Hengelo şehrinde merkezi olan Hollanda Egeliler Vakfı ile de bir röportaj gerçekleştirdi. Kurucuları Denizlili İzzet Kaymakçı ve Hüseyin Pilavcı’dan Dernek hakkında bilgi alan Muhabirimiz, Hollanda’nın ekonomik durumu, oradaki Türklerin yaşam şartları ve FETÖ Soruşturmalarının oradaki etkileri hakkında çok önemli bilgilere ulaştı.

ATANAİL ALTINOLUK: Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Bize biraz bu dernek ve dernek geçmişi Hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

 

Hüseyin Pilavcı: Bu vakfın ilk adımları 2005 yılında atıldı. Burada yaşarken hep Yozgatlılar Derneği, Giresunlular Derneği gibi Derneklerin olması benim dikkatimi çekiyordu. Bende neden Egeliler birleşip bir dernek kurmuyor diye düşündüm. Biz önceden çoğunluktaydık burada şimdi biraz daha azaldık. Birkaç kişiyle bu düşüncemi paylaştım fakat pek yanaşan olmadı. Sonunda abim ve birkaç arkadaşım birleşerek Yüksel Özkasap’ı buraya davet ettik ve bir konser organize ettik. Bütün giderleride kendimiz karşıladık. Güzel bir organizasyon oldu ve devam etme kararı aldık. Tam anlamıyla Hollanda Devleti’nin de kayıtlarında resmiyete geçişimiz 21 Nisan 2006 Yılında oldu.

 

ATANAİL ALTINOLUK: Bu derneğin amacı nedir?

 

Hüseyin Pilavcı: Bu vakfın öncelikli amacı çocuklarımızın herşeyden önce kültürümüzü öğrenmesi, burada Türkiye’ye hasretini bir nebze olsun dindirebilmesi ve burada yaşayan Egeliler dahil olmak üzere tüm Türklerin bir dayanağı bir merkezi olması. Öte yandan bu çeşitli organizasyonlardan elde ettiğimiz gelirleri Türkiye’de ihtiyacı olan kişilere veriyoruz, ihtiyaç sahiplerinin bir nebze olsun ihtiyaçlarını karşılıyoruz bu da bizim asıl görevlerimizden bir tanesi.

 

İzzet Kaymakçı: Biz aslında ilk Denizli’ler gecesi yaptık fakat sadece Denizli’ler gecesi adı altında olunca Aydın’lı Muğla’lı dostlarımız bize neden sadece Denizli’ler adı altında yapıyorsunuz dedi. Bizde bu söylemleri dikkate alarak vakfı Egeliler Vakfına çevirdik.  Bir kaç arkadaş o zamanın belediye başkanı Sayın Nihat Zeybekçi’nin yanına gittiler ve onunda desteğini alarak 2006 yılında resmi olarak bu oluşumu başlattık.

 

DENİZLİ’YE BİRAZ KIRGINLIĞIMIZ VAR

 

ATANAİL ALTINOLUK: Bu derneği kurarken ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Denizli Büyükşehir Belediyesinin bu dernekte ki yeri nedir?

 

Hüseyin Pilavcı: Biraz şikayet gibi olacak fakat önceden Denizli Büyükşehir Belediyesinden yetkililer burada ki Almelo şehrine birkaç temas için geldiklerinde İzzet Bey ile yanlarına gitmiştik. Burada birkaç kişiden başkasıyla neden görüşmüyorsunuz bizim neden haberimiz yok olsa gerekli hazırlıkları yapardık dedim. O zaman ilgileneceklerini söylediler fakat daha sonra yine çok fazla bir ses çıkmadı.  Almelo şehri Denizli’nin kardeş şehri. İki tarafından birbiri ile bağı var. Bizde Almelo şehrine çok yakınız. Bu zincir içinde yer alamamak maalesef bizi biraz üzdü.

 

İzzet Kaymakçı: Maalesef Denizli ve Ege’nin ileri gelenleri buraya geldiklerinde bize hiç bir bilgi gelmiyor. Bizde kendi memleketimiz için en iyisini yapmak isteriz. Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekçi’nin Den Haag’a(Hollanda’da başka bir şehir) geldiğini gittikten sonra duyduk. Almelo ve bu çevrede çok fazla Ege’li var. Bu zincirin ciddi anlamda bir parçası olmak istiyoruz. Maalesef bizimle direk olarak irtibata geçen olmadı. Sayın Osman Zolan da Belediye başkanı olduktan sonra sağolsun burada bir Denizli’ler haftası düzenledi fakat yine bizim haberimiz sonradan oldu. Gittik fakat maalesef Sayın Zolan’la görüşme fırsatı yakalayamadık. Bunlar şikayet gibi oluyor fakat Sayın Zolan’ın ve Zeybekçi’nin Denizli’ye olan hizmetlerini biz buradan takip ediyoruz ve takdir ediyoruz. Sadece bu 2 ülke arasında ki zincirde yerimiz olsun istiyoruz. Bu tarz Hollanda’ya yönelik uluslararası organizasyonlarda yerimizi almak istiyoruz. Manevi destek bekliyoruz.

 

ATANAİL ALTINOLUK: Vakıf şuan ne durumda ? Eskisi kadar yüksek bir aktiflik yok gördüğüm kadarıyla.

 

Hüseyin Pilavcı: Vakfımız çok güzel gidiyordu. İhtiyac sahiplerine yardım konusunda kendimize koyduğumuz hedeflere ulaştık. Türkiye’de ihtiyaç sahibi bir çocuğa protez kol taktırdık, Kastamonu Engelliler vakfına yardımlar sağladık, Mehmetçik Vakfına yardım ettik. Daha başka yerlere bir çok yardımda bulunduk. Çok fazla yardım isteği alıyorduk elimizden geldiğince hepsine yetmeye çalışıyorduk.

 

Serdar Pilavcı: Vakıf adımız Hollanda Egeliler Vakfı fakat biz Türkiye’deki her yere yardım etmeye çalışıyoruz. Bizim bu Egeliler Vakfında Giresunlu arkadaşlarımız da var. Türkiye’yle bağı olan olmayan herkese burada bizim kapımız açık durumda.

 

ATANAİL ALTINOLUK: Hollanda’da uzun yıllardan beri yaşayan kişiler olarak Hollanda’yı sosyolojik ve ekonomik olarak nasıl değerlendirirsiniz?

 

Hüseyin Pilavcı: Hollanda’da hükümeti önceden bu tarz vakıflara belirli bir maddi yardım sağlıyordu yer sağlıyordu kira almıyordu fakat daha sonrasında Holanda’da hükümeti bu tarz yardımları kesti. Sadece bizden değil bütün derneklere kesti.

 

Serdar Pilavcı: Çünkü Hollanda Hükümeti ekonomik olarak kemer sıkma politikası uygulamaya başladı. Hollanda Avrupa Birliği üyesi bir ülke ve İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılması Hollanda’ya dolaylı olarak zarar verdi.

 

GELİŞMİŞ BİR TÜRKİYE’DEN KORKUYORLAR

 

ATANAİL ALTINOLUK: Türkiye’de son zamanlarda yaşanan siyasi gelişmeleri nasıl değerlendirirsiniz?

 

Hüseyin Pilavcı: Ben Referandum’dan evet çıkması taraftarıyım. Ben buraya geleli 43 sene oldu ve dışardan bakan biri olarak son yıllarda ülkemiz inanılmaz bir şekilde gelişim gösterdi. Yurtdışından bakan biri olarak konuşmak gerekirse Türkiye güçleniyor. Bu güçlenmenin devam etmesi için siyasi istikrar şart.

 

İzzet Kaymakçı: Denizli’ye bakacak olursak da Denizli de çok fazla gelişti. Yollar olsun, Hastaneler olsun, hayat standartı olsun çok ciddi bir ivme kazanarak gelişmeye devam ediyor. Ben şahsen Tavaslıyım ve her sene gittiğimde Denizli’yi bir kademe daha gelişmiş görüyorum. Yapılan çalışmalar meyvesini veriyor fakat bu yatırımlar yapılmadan önce Denizli’nin bütün kurumları toplanarak bir toplantı yapsalar ve hepsi bir program içerisinde hizmete devam etseler daha hızlı ve daha verimli olacağını düşünüyorum.

 

ATANAİL ALTINOLUK: Türkiye’den gördüğümüz kadarıyla burada yaşayan Türklere bir ayrımcılık söz konusu. Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?

 

Hüseyin Pilavcı: Eskisine göre ayrımcılık biraz daha fazla ama şükürler olsun ben çok fazla yaşamadım. Bu muhitte tek Türk benim fakat bi problem hiç yaşamadım.

 

İzzet Kaymakçı: Bu zamana kadar ki Türkiye Hükümetleri Avrupaya kafa tutamadılar fakat şuan şükürlerler olsun ki ülkemiz çok ciddi bir şekilde gelişmekte ve Avrupaya kafa tutabilecek seviyede. Türkiye’nin ekonomisi geliştikçe bunu Avrupa tehtit olarak görmeye başladı. Sonrasında da gördüler ki Türkiye diğer islam ülkelerinin de hakkını savunuyor ve onların arkasında duruyor. Bu durum onları epeyce rahatsız etti. Tayyip Erdoğan’ın sürekli diktatör olduğunu vurgulamaya çalışıyorlar. Biz bunun böyle olmadığını her fırsatta burada dile getiriyoruz.

 

Serdar Pilavcı: Babamların çok fazla yaşamaması çok normal çünkü bu ülkeye Türkler ilk geldiğinde bunu zaten Hollanda Hükümeti istemişti. Bize ihtiyaçları vardı çünkü. Niye? Burdaki ‘pis’ işi kim yapacaktı. Kendi vatandaşı mı yapıcaktı yoksa başkasına mı yaptıracaktı? Onlar da yabancılara yaptırmayı seçtiler. O yüzden babamlar çok fazla bir ayrımcılık görmediler. Şuan ise daha fazla ayrımcılık var. Bu durumun sebebi de ekonomik kriz. Nedeni ise artık babamların jenerasyonu emekli oldu ve bizim jenerasyon okumuş vaziyette ve bazı şeyleri biliyorlar. Haklarını savunabiliyorlar. Bu durumda ne oluyor? Hollandalılardan fazlasını alabiliyorlar. İş olarak da babamın zamanında babamlara ihtiyaçları vardı ama artık sana ihtiyaçları yok. Gençler şimdi burada işe girebiliyorlar çünkü okumuşlar. Burada doğup büyüyen bir Hollandalıdan donanımsal olarak hiç bir farkları yok. Bu sebeplede yavaş yavaş bu yeni jenerasyona cephe almaya başladılar. Bu da dolaylı olarak iş bulma yada gelişme problemi yaratıyor.

 

ATANAİL ALTINOLUK: Vakfın ileriye yönelik projeleri nelerdir ?

 

Serdar Piavcı:  Bizim öncelikli planımız bu çöküş yaşayan vakfı geliştirmek. Bu vakıf neredeyse kapanacak seviyeye geldi ve bu benim şahsen zoruma gitti. Birşeyi yapmak çok zor ama yıkmak çok kolay ve ben bunun gerçekleşmesini istemiyorum. Bu kadar emeğin boşa gitmesini istemiyorum. Öncelikli hedefimiz toparlanmak ve bir yer bulmak. Bir yer bulduk sayılır sağolsun bir abimiz yerini bize tahsis etti. Bir şekilde vakfı bir arada tuttuk ve toparlanma aşamasına girdik. Önceden beri gerçekleştirdiğimiz zeybek organizasyonlarımız vardı. Zeybek grubu bizim en büyük gelir kaynağımızdı. Zeybek grubu olmazsa vakıf olmaz. Kültürel ve Maddi yönden olamaz. Zeybek grubumuzu sağlamlaştırdık ve bu konuda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yıllık eğlencelerimizi düzenlemek ve yardımlara devam etmek istiyoruz. Çünkü asıl amacımız yardım yapmak. Bunun içinde tüm hızıyla çalışmalarımıza devam edeceğiz.

 

İzzet Kaymakçı: Önceden çok güzel bir oluşumduk. Hollanda Hükümetinin bu yardımlarına ihtiyacımız bile olmuyordu. Sadece organize ettiğimiz gecelerden gelen maddi yardımla çok iyi bir şekilde yürüyorduk. Fakat zamanla katılım azalınca gelirler düştü. Şimdi yavaş yavaş gençlere yol açtık. Vakfımızı artık gençler yönetecek ve umuyoruz ki eski günlerimize geri döneceğiz.

 

GEERT WILDERS YÜKSELİŞTE

 

ATANAİL ALTINOLUK: Burada Milliyetçi hatta Irkçı söylemleriyle ön plana çıkan bir politikacı Geert Wilders Hakkında Ne düşünüyorsunuz ? Bu insan neden bu kadar yükselişte ?

 

Serdar Pilavcı: İnsanların milliyetçi duygularına dokundu. İnsanların sürekli duymak istedikleri şeyleri söylüyor fakat çok ince bir enstantane var Geert Wilders’da tam anlamıyla Hollanda’lı değil onun da soyu başka yerlere dayanıyor. Şuan da ki başbakanda geçenlerde bir pot kırdı. Geçenlerde Faslılarla ilgili bir problem burada meydana gelmişti ve şuanki başbakan da beğenmiyorsanız gidin gibi bir söylemde bulunmuştu ondan sonra bunu nasıl toparlayacağım stresine girdi ama halk da onun içten içe buna karşı olduğunu anladı. Burada Türklerin kurmuş olduğu bir parti var o da son zamanlarda yükselişte. Mart ayında seçimler ver bunuda hep birlikte göreceğiz.

 

ATANAİL ALTINOLUK: Türkiye’de Avrupa’ya özellikle Hollanda’ya yerleşmek isteyen çok fazla insan mevcut. Onlara bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?

 

Serdar Pilavcı: Ya ne için? Ben burada doğdum büyüdüm. Ben ülkeme gitmek istiyorum. Çok fazla para kazandığımızı düşünüyorlar ama burada yaşamanında giderleri çok fazla. Evet burası sosyolojik olarak gelişmiş durumda ama Türkiye’de son yıllarda bu konuda çok gelişmiş durumda. Avrupa Birliğinin ekonomisi kötü durumda. İngiltere’nin çıkmasından ziyade Hollanda’nın para biriminin Florin’den Euro’ya geçmesi burasının ekonomisini çok kötü etkiledi. Euro’ya geçişten beri buranın ekonomisi sallantıda.  Hiç dışarıdan görüldüğü gibi bir durumda değil. Türkiye’den Hollanda’ya yerleşmek isteyenlere söylemek istiyorum ki Hollanda’yı şuan direk Hollanda’lılar terketmeye başladı. Gidebilen direk ya Amerika, Kanada, Avusturalya ya da Almanya’ya gidiyor.

 

Hüseyin Pilavcı: Fırsatımız olsa biz döneceğiz fakat burada da bir düzenimiz var. İmkanımız olsa hiç durmayız. 43 Seneden beri buradayız.

 

ATANAİL ALTINOLUK: 43 Yıldır burada olmanın ne gibi zorlukları oldu?

 

Hüseyin Pilavcı: İlk geldiğimde 3bucuk 4 ay çok zor zamanlar geçirdim. Tam vardiya çalışıyorduk sürekli dönüşümlü olarak. Memleket hasretini saymıyorum bile.

 

İzzet Kaymakçı: O zamanlar insanın değeri vardı. Bu çevrede 5 6 adet fabrika vardı. Çevre şehirlerden buraya sürekli işçiler geliyordu. Fabrikalar kapanınca ister istemez işçi talebi azaldı.

 

ATANAİL ALTINOLUK: Süleyman bey Türkiye’de yaşayıp buraya yeni yerleşmiş biri olarak siz ne söylemek istersiniz ?

 

Süleyman Oklay: Türkiye’den buraya gelen biri olarak şunu söylemek isterim ki 2000’den sonra burası biraz sallantıda. Avrupa benim için hiç bir zaman kurtuluş yolu olmadı. Ben burada 5 yıl önce eşim sayesinde geldim burada aile kurunca burada kaldım. Avrupa her zaman böyle. Sana ihtiyacı varsa seni el üstünde tutar sana ihtiyacı kalmadığında aldığından da kötü yerde bırakır. Kıyma makinası gibi düşünün. Avrupa Türkler gibisini bulamaz.

 

ATANAİL ALTINOLUK: Anladığım kadarı ile zaman içinde Türkler arasında ki bu dostluk samimiyet biraz azalmış.

 

Hüseyin Pilavcı: Burda önceden bütün Türkler burada kardeş gibilerdi. Sürekli birlik ve beraberlik içerisindelerdi. Zamanla bu kayboldu. Önceden herkes hemşeriydi. Buradaki samimiyeti Türkiye’de bile bulamazdın. Mesela birinin bi sorunu olduğunda herkes bu sorunu çözerdi. Ama malesef bu durum zaman içinde dağıldı.

 

Kadir İlker Perçin: Burada okuyan biri olarak benim okulumda politika konusunda çok fazla negatifler. Türkiye’yi çok kötü görüyorlar. Hangi kültür olursa olsun her insanın iyisi ve kötüsü var. Burada bir camii var PKK sempatizanları burda oraya saldırdılar bizde yardım amaçlı oraya gittik. Yani demek istediğim Türkiye üzerine çok fazla bir algı yönetimi mevcut.

 

FETÖ İÇİN BURDA EN AKTİF ÇALIŞAN KİŞİ DENİZLİ’Lİ

 

ATANAİL ALTINOLUK:  Türkiye’ye yönelik algı yönetimlerini kimler yapıyor ?

 

İzzet Kaymakçı: Buradaki Türkler, Süryani ve Kürtlere nazaran buranın sosyal kısmında biraz daha geride kalıyorlar maalesef. Burada Türk görünüp Türkiye aleyhine çalışan çok fazla insan var. Örneğin FETÖ Davasından sonra burada Türkiye’yi en çok karalayan kişi Denizli’li yüz karası birisi. Zaman gazetesinin genel koordinatörlerinden bir tanesi. Türkiye aleyhine çalışan biri ve buranın sorumlusu Denizli’li. Elinde de sınırsız olanak var ve bu olanaklarıda Devlet sağlıyor.  FETÖ olsun PKK olsun sürekli destek görüyorlar. Biz bunun önüne geçmek için elimizden geleni yapıyoruz.

 

 

Devamı Yarın….

 

 

 

 

 

 

 

 

Emojiler İle Tepki Ver

YORUMLAR