DENİZLİ'NİN GENÇ YÖNETİCİLERİ RÖPORTAJ 003: KONUĞUMUZ ASIM DEVECİ

DENİZLİ'NİN GENÇ YÖNETİCİLERİ RÖPORTAJ 003: KONUĞUMUZ ASIM DEVECİ

Denizli'nin genç yöneticileri bölümümüzün bu haftaki konuğu Asım Baba Süt Çiftliği Yönetim Kurulu Üyesi Asım Deveci. Her gün daimi olarak tükettiğimiz süt ve süt ürünlerinin yanlış üretildiğinde psikolojimize kadar etki eden bir maddeye dönüşebildiğine dikkat çeken Asım Bey bu konular hakkında sorularımızı cevapladı.

ATANAİL ALTINOLUK: Öncelikle bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz bize biraz eğitim durumunuzdan bahseder misiniz?

ASIM DEVECİ: Kadir Has Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik bölümünden mezunum. Ailemin uzun yıllardan beri ticaretin içinde olması sebebiyle çocukluktan beri ticarete bir ilgim vardı. Bende  bu alanda uzmanlaşmak istedim.

ATANAİL ALTINOLUK: Peki niçin yeme içme ve organik ürünler pazarına girdiniz?

ASIM DEVECİ: Bu alana girme sebebimin iki nedeni var. Birincisi ailemin dedem Asım Deveci sayesinde tuz üretimine başlayarak gıda sektörüne atmış olduğu adımla gıda sektörüne devam edip, babam Hüseyin Deveci'nin üzerindeki yükü almak istemem. ikincisi ise İstanbul’da görmüş olduğum doğal ve butik mandıra pazarını Denizli’ye getirmek istemem.

ATANAİL ALTINOLUK: Butik mandıra tam anlamıyla ne demek bize biraz bilgi verir misiniz?

ASIM DEVECİ: Butik mandıra aslında birazda bizim kendi yarattığımız bir deyim. Butik otel gibi düşünün az oda ama maksimum hizmet. Bizde de aslında buna benzer bir üretim mevcut. Ürettiğimiz ürünleri fabrikasyon standartına bağlamadan , sanki evimizde üretiyormuş gibi geleneksel yöntemlerle taze ve katkısız sekilde elde edip tüketicilerimizle buluşturuyoruz. Artık insanlar bu konularda yavaş yavaş doğru anlamda bilinçlenmeye başladı bizde Asım Baba Süt Çiftliği olarak bu kitleye daha fazla hizmet vermeye çalışıyoruz.

ATANAİL ALTINOLUK: Doğru anlamda bilinçlenme dediniz. İnsanların bu sektörde doğru bildikleri yanlışlar mı var ?

ASIM DEVECİ: Kesinlikle evet. En başta sokak sütçüleri. Bir çoğumuz sokak sütçülerinin ürünlerini organik ve sağlıklı olduğuna inanır; fakat doğru şekilde muhafaza edilmezse ve sağım esnasında gerekli denetimler yapılmazsa sağlıksız bir besine dönüşür.İneklerin üretmiş olduğu  sütün memeden çıkar çıkmaz el değmeden sterilize ortamda anında soğuk hava tanklarına girmesi gerekir. Sütün lojistiğinin de soğuk hava zincirini bozmadan yapılması gerekir.Sokak satıcıları ise bu zincire önem vermiyor, memeden çıkan sütü hiç bir işleme tabi tutmadan sıcakta, arabalarının arkasında taşıyarak tüketiciyle buluşturuyorlar. Bizim bu soğuk zincire önem vermemizin sebebi insan sağlığına verdiğimiz değerden kaynaklı. İnsanlar inekten çıkan sütün bu koşulları sağlanmadığı zaman sağlıklı olmadığını maalesef bilmiyorlar. İnsanların bu konularda daha fazla bilinçlenmesi gerek. Ben bu ve bunun gibi durumlara tam anlamıyla Gıda Terörü diyorum.

ATANAİL ALTINOLUK: Peki bize biraz bu üretim hileleri ve gıda terörü hakkında bilgi verebilir misiniz?

ASIM DEVECİ: Öncelikle bazı firmalar insan sağlığından önce kendi ceplerini düşünüyorlar ama burda bütün suçu da bu firmalara yıkmıyorum ben. İnsanımız en kaliteli sigaraya verdiği paraya acımıyorken gıdada harcadığı parayı iki defa düşünüyor. Konu sağlığa gelince sanki bizde bu lüksmüş gibi bir algı oluşmakta. İnsanlarında önce kendilerine değer vermeleri lazım. Zaten uzun vadede bu para fazlasıyla ceplerinden çıkıyor. Bunun bir çok açıdan bir çok tarafa zararı var. Birinci zararı yukarıda anlattığım gibi bize ve sağlığımıza ikinci zararı ise üretim sağladıkları hayvanlara. Doğadaki her canlı iyi bir yaşamı ve iyi bir ölümü hakeder. Fakat bazı firmalar sadece ceplerini düşündüğünden bu canlılardan maksimum verim almaya çalışıyorlar. Günlük hayatımızda bile müdürümüz bizden çok fazla verim beklediğinde evimize stresli , mutsuz ve sinirli dönüyoruz ve bu Dünya üzerindeki tüm canlılar içinde geçerli. Emin olun ki stresli olan canlının stresi ürettiği süte de geçer ve o sütü içersek bizede aynı şekilde geçmesi çok olası bir durum. Çocukluktan beri tükettiğimiz bir ürünün uzun vadede bizim sağlığımızdan tutun psikolojimize kadar etki etmesi çok da imkansız değil. Hepiniz ineklere klasik müzik dinletmek inekleri rahatlatıyor ve verimi arttırıyor haberlerini duymuşsunuzdur. Bu işlerle ilgilenen biri olarak söyleyebilirimki kesinlikle doğru bir argüman.

ATANAİL ALTINOLUK: Peki bu doğal üretim alanına girmek sizin pazardaki sirkülasyonunuzu azaltıyor mu?

ASIM DEVECİ: Tabikide biraz azaltması söz konusu. Normal doğal bir kese yoğurdu 3 litre sütten üretilirken bazı firmalar 1 litre sütten 1 kilo kese yoğurdu üretmekte. Haliyle fiyat politikasında rekabet gücümüzü etkiliyor buna bağlı olarak sirkülasyonumuzda  etkilenmekte. Şuan 3 adet şubemiz var ve bu şubelerimizi arttırarak ürünlerimizi daha fazla tüketicilerimizle buluşturmak istiyoruz. Bizimde toptan şekilde verdiğimiz bir kaç firma var bu firmalarda sağlığına dikkat eden ve buna önem veren firmalar. İnsan sağlığıyla oynayan firmalar ürünlerini daha çok insanla buluşturmak ve bir sirkülasyon sağlamak için ürünlerinin raf ömrünü uzatıyorlar. Raf ömrü uzadıkça içindeki doğallık aynı oranda azalmakta.

ATANAİL ALTINOLUK: Raf ömrünün uzun olması o zaman ürünü almadan önce en çok dikkat etmemiz gereken şey.

ASIM DEVECİ: Kesinlikle. Raf ömürlerini uzatırlarken insan ömrünü kısaltıyorlar. Raf ömürlerini uzatmak için ise katkı maddelerini kullanıyorlar. Bu katkı maddeleri sütün içindeki yararlı maddeleri öldürüyor ve ortaya besin değeri açısından faydasız bir madde çıkıyor. Hangimiz 1 aylık bir yemeği yiyoruz tüketiyoruz ? Tüketmiyoruz. İnsanoğlu öldükten sonra doğada en geç toprağa karışan canlı. Bunun sebebi de çocukluktan beri sürekli koruyucu madde içeren şeyler tüketmemiz. Kanımıza DNA’mıza bile işlemeye başlamış durumda. Bazı yoğurtlara bir kaç işlemle bastıkları kimyasal yağlar normal şartlarda 90 derecede erir. İnsanın zaten ideal sıcaklığı 36 37 derece arası. Vücudumuz bu yağı eritemiyor erimeyince kanımıza damarlarımıza karışıyor ve kalp ve damar hastalıkları baş göstermeye başlıyor. Teknolojinin gelişmesi ne kadar yararlı olsada yeme içme sektöründe kötü ellerde zararlı bir silaha dönüşebiliyor.

ATANAİL ALTINOLUK: Geleneksel yöntemler , küreselleşme , teknoloji bu sektörü etkileyen en önemli etkenlerden biri diyebilir miyiz ?

ASIM DEVECİ: Ben zaten geleneklerine ve göreneklerine  bağlı bir insanım. Bunuda üretimime yansıtmaya çalışıyorum. Bize hep şikayet geliyor yoğurdunuz çabuk ekşiyor diye. Evet ekşiyor çünkü doğal bir yoğurt. Evet ekşiyor çünkü tüketicinin sağlığını düşünüyoruz. Kimse bizim yoğurdumuz ekşi demez ama biz deriz çünkü doğal olan yoğurt diğerlerine kıyasla daha kısa sürede ekşir. Şehirleşme  , sanayi , yaşam kaygısı insanın sağlığına doğrudan etki eden etmenler. Geçmişte yaşamış büyüklerimizinde uzun süreler boyunca yaşamalarının sebebide bu. Herseyi kendi üretiyor kendi tüketiyor bu sayede ne stres yaşıyor ne de sağlıksız besleniyor.

ATANAİL ALTINOLUK: Peki insanlar bu konular hakkında ne derece bilinçli? Yavaş yavaş bir artış söz konusu demiştiniz?

ASIM DEVECİ: İnternet bu anlamda çok güzel birşey. Bilgi anında birkaç tuş ötemizde. Tarım İl Müdürlüğü her yıl gerekli denetlemeleri yapıyor ve hile yapan firmaları sitesinde yayınlıyor. Bilgi almak isteyenler Tarım İl Müdürlüğünün sitesine bakabilir. İnsanlarda yavaş yavaş bu konuda bilinçlenmeye başladılar. İstanbul gibi büyük şehirler bu işin ciddiyetini daha çok kavramış durumda ve bu durum yavaş yavaş da Denizli’mize gelmeye başladı. Bu Yönden de memnunum. Zaten yakın zamanda bu konular hakkında toplumu bilgilendirme amaçlı seminerler ve workshoplar düzenlemek planlarım arasında var.

ATANAİL ALTINOLUK: Geleceğe dönük planlarınız hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?

ASIM DEVECİ: Öncelikle yukarda da belirttiğim gibi internet herşey de olduğu gibi bu işte de çok büyük bir rol oynuyor. Buna dayanarak geçen zaman içinde www.dogaltazelik.com sitesini kurdum. Doğal ürünlerde artık bu sayede tüketicinin 1 tık ötesinde olacak. Başka bir projem ise yukarıda belirttiğim sokak sütçülüğünü sağlıklı bir biçime getirmek. Soğuk hava tankları ile doğal taze ve günlük süt ve süt ürünlerini halkımızın ayağına getirmek. Hep denen bir söz vardır vakit nakittir diye bizde ise Vakit Sağlıktır. Kendimizi sürekli geliştirmek zorundayız kendini geliştirmeyen firmalar hiç bir zaman yol katedemezler. Bende bu sektörü belli bir noktaya getirdikten sonra başka iş kollarına girmek istiyorum. En büyük hayalim ise adımın hayırsever biri olarak anılması.

ATANAİL ALTINOLUK: Peki son olarak bu sektörlerde ve iş hayatınızda örnek aldığınız biri var mı ?

ASIM DEVECİ: Hamdi Ulukaya’yı kendime örnek alıyorum. Belki çok fazla bilen çıkmayabilir ama ABD’ye kese yoğurdunu tanıtan insan ve ülkenin en büyük yoğurt markası olan Chobani ‘nin kurucusudur. Amerika gibi yüz milyonların yaşadığı bir ülkede bu pazarın lideri olmak bence çok büyük bir başarıdır. Bende organik alanda bu tarz başarılara imza atmak istiyorum.

ATANAİL ALTINOLUK: Bize zaman ayırdığınız ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz.

ASIM DEVECİ: Ben bu güzel sohbet için teşekkür ederim umarım herkes gün geçtikçe daha çok bilinçlenir. İyi Çalışmalar.

RÖPORTAJ ATANAİL ALTINOLUK

Emojiler İle Tepki Ver

YORUMLAR